Menu
 

İddia: 
  • Kur'an da bilimsel hata var mı? 
  • Muhammed peygamber mucize gösterdi mi?
  • Kur'an da Arapların bilmediği şeyler neden bahsedilmiyor? Mesela: kar, kutup, dinozorlar, yeni ^çağ’da keşfedilen Amerikan kıtası vs.
  • Düşünen organ kalp mi? 
  • Yerler ve gökten önce su olmasını nasıl açıklıyorsunuz?

İbni Kesir 22:46 “Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki; orada olanları akledecek kalbleri, işitecek kulakları olsun. Ne var ki yalnız gözler kör olmaz, göğüslerde olan kalbler de körelir.”

İbni Kesir 22:46 “Andolsun ki; Biz cinn ve insanlardan bir çoğunu cehennem için yarattık. Onların kalbleri vardır; anlamazlar, gözleri vardır; görmezler, kulakları vardır; duymazlar. Onlar; hayvanlar gibidirler, hatta daha da sapıktırlar. İşte onlar; gafillerin kendilerdir.”

İbni Kesir 2:97 "De ki; kim Cebrail'e düşmansa (bilsin ki; ) elinin önündekileri tasdik eden, mü'minler için hidayet ve müjde olan senin kalbine Allah'ın izniyle o indirmiştir."

Ve diğer ayetlere göre düşünen, akleden organ kalptir. Hadislere ve ilk üç asır alimlerine göre de böyledir.
Bu gün yapay kalp ile insanlar yaşamını sürdürebiliyor. Ortaçağ ve öncesi hemen herkes Kalp’in düşünen organ olduğunu sanıyordu. Aksini söyleyenler de vardı. 
Tarihte ilk kez duygu ve düşünce organının kap değil beyin olduğunu ileri süren Antik Çağ’da Pisagor’un öğrencisi Alkmeon’dur. Alkmeon (M.Ö 500), eski Mısırlı bilimcilerden ve Yunanlılardan farklı olarak, akılsal yeteneklerin merkezinin kalp değil, beyin olduğunu anlamış ve ileri sürmüş.

Kur'ana göre bakın kalp nerede :

Ahzab:4 "Allah, bir adamın içinde(göğüs boşluğunda) iki kalp yaratmamıştır..."

Kalp ile kastedilen baştır diyemezsiniz. Öyle olduğunu varsayalım. "Bir adamın içinde iki baş yaratmamış" İyi de baş içimizde değil ki?


Mezhep imamları, sahabe, dört halifenin kalp ile ilgili sözlerini ne yapacaksınız.?

Hepsinden önemlisi peygamberin kendisine inen vahyi herhangi bir şekilde yanlış anlayabileceği ya da ona aykırı bir beyanda bulunabileceği, çıkarımda bulunabileceği tasavvur etmiş olacağınızın farkında mısınız?


11:7 “Hanginizin daha güzel ameli olduğunu denemek için; gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur. Zaten Arş'ı SU üstünde İDİ . Andolsun ki; ölümden sonra muhakkak siz yine dirileceksiniz, desen; küfredenler mutlaka: Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir, diyeceklerdir.”

Evrenden önce SU olduğunu iddia etmek ne kadar bilimsel. Bu bilimsel ise diğer innaçlarda da benzer hitap var. Şamanizm : “Gök yoktu, yer yoktu. Yalnızca, sonu olmayan bir deniz vardı. Tanrı Ülgen (Aakay, Kurbustan), bu denizin üzerinde uçuyordu. Konacak sert bir yer arıyordu, bulamıyordu… "

Cevap: 

70:40 “Doğuların ve batıların Rabbine andolsun.”
55.17 "İki doğunun ve iki batının Rabbidir."

Birden fazla doğu ve batı nasıl oluyor?
Ne yani Allah iki doğu, iki batının Rabbi de, iki Güney, iki Kuzey’in rabbi değil mi?
Uzayın rabbi değil mi?
Bu ve benzeri ayetlerden neden zorlayarak bilimsel bir anlam çıkarmaya çalışıyoruz?

Kur’an ilk muhatapları, sonraki müfessirler bile iki doğu iki batı ile güneşin bazen farklı günlerde doğup battığını söylememiş Caner Taslaman 21.yy’da çıkmış ben de bunu ilk duyduğumda bir anlam verememiştim sonra internetten biraz araştırdım ki meğerse güneş bazen farklı günde batıyormuş demek ayet bundan bahsediyor…
Ne hikmetse ne peygamber, ne sahabe ne de ilk müfessirler bu ayeti böyle anlamamış.
3:30 “Gün gelecek, her kişi yaptığı her iyiliği önünde hazır bulacaktır. İşlediği her kötülük ile kendisi arasında uzun bir mesafe olmasını isteyecek.”
43:38 Nihayet bize geldiğinde, "Keşke benimle senin aranda iki doğu arası kadar uzaklık olsaydı; sen ne kötü bir arkadaşmışsın sen!" der.
Yukarıdaki iki ayetten anlıyoruz ki "İKİ DOĞU ARASI" ifadesi Araplarca en uzak mesafe anlamında kullanılıyormuş yani Allah Arapların bilgi birikimine, zihnine hitap ediyor.
"Allah, iki doğunun ve iki batının Rabbidir" derken nasıl ki Arapların deyimini kullanmış, onların bilgisine göre hitap etmiş ise kalbinizle “akıl etmez misiniz” derken yine onların bilgisine göre hitap etmiştir. Toplumun kullandığı kalıpları, günlük dili kullanıyor.
Onların gözü var onunla görmezler.
Onların kulakları var onunla işitmezler.
Onların kalpleri var onunla akletmezler.
Alla iki doğu ve iki batının rabbidir.
Karnım acıktı.
Kolum ağrıyor.
Bu cümlelere bilimsel olarak bakacak olursak, bu cümlelerin yanlış olduğunu söylemek zorundayız.
Organlar sinirsel uyarıları beyne yollarlar. Yani göz, görme organı olarak; görmek/bakmak eylemini beyne sinir olarak iletir. Görüntü beyinde gerçekleşir.

Karın acıkmaz, acıkma uyarısı ve hissi beyinde algılanır/oluşur. Biz bu cümlenin hatalı olduğunu bilsek bile kullanmaya devam ediyoruz. Çünkü maksadımız karşı tarafa derdimizi anlatmak.
7.yy’da yaşayan Arapların algısına, ufkuna göre en uzak mesafe iki doğu arası. Allah onların algısına göre hitap ederek en uzak mesafelerin Rabbi benim diyerek buna dikkat çekmiştir. Bizim ufkumuz artık dünya değil uzaya kadar uzanıyor. 7.yy da yaşayan insanların ufkunu mutlaklaştırıp Allah için iki doğu arası uzak mesafedir diyemeyiz.
Bu ayette nasıl ki bilimsel bir mesaja dikkat çekilmekten çok o zamanın bilgisine hitap edilmiş, o toplumun günlük dili kullanılmış ise kalpte aynı şekilde o toplumun bilgi birikimine göre hitap edilerek, günlük dili kullanılmıştır.

Kur’an 7.yy'da Arap yarım adasında yaşayan toplumun bilgi birikimi, kültürü ve sosyolojisine göz önünde bulunarak hitap edilmiş ve o toplumun kendi şartlarına göre çözüm önerisinde bulunmuştur.

Tarihselci bakış açısıyla: Kur'an ne bilim, ne tarih, ne anayasa kitabıdır. Amacı bize bilim sunmak veya tarihi bilgi vermek değildir. Elbette bunlara ilişkin hiç veri bilgi yok demek değildir. Ama Kur'an hayat kitabıdır rehberidir, öğüttür. Bunu yaparken verdiği örneklemelerin tanımlamaların gerçek veya doğru olmasının önemi yoktur. Kur'an'ın bütünselliği göz önünde bulundurularak verilen tanımların, hükümlerin anlam-mana-maksat sürecinde değerlendirirsek isabet ederiz.


_________________________

  • Kur'an da Arapların bilmediği şeyler neden bahsedilmiyor? Mesela: kar, kutup, dinozorlar, yeni çağ’da keşfedilen Amerikan kıtası vs.
  • Muhammed peygamber mucize gösterdi mi?

    Kur’an 7.yy'da Arap yarım adasında yaşayan topluma hitap etmiştir. Bunu 6:92 ve 42:7 ayetlerinden de anlayabiliyoruz. Kur'anı Mekke ve çevresini uyarman için indirdik.

    Kur'an da Araplar'ın bilmediği kavramlar kullanıldığında bu duruma nedir bilir misin? şeklinde dikkat çekilip açıklama getiriliyor.


    17:90-92 Dediler ki: "Bizim için yerden bir pınar fışkırtmadığın sürece sana asla inanmayacağız!, yahut senin, hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olmalı. Onların aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmalısın."

    Arapların mucize olarak istedikleri şeyler bizim karadeniz’deki uzungöl, ayder yaylası gibi bir şey.

    Trabzon-Uzungöl

    İslam Eserleri Müzesi Katar (Museum of Islamic Art)
Arap çölünün ortasında 100 bin metrekareden fazla yer kaplayan çim alanın yeşil kalabilmesi her gün akıl almaz miktarda su harcanarak sağlanıyor.

  • Peki, Kuran mucize istemelerine ne yanıt veriyor.

29:50-51  "Dediler ki: "Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!" De ki: "Mucizeler Allah katındadır. Bana gelince, ben açıkça uyaran biriyim. Hepsi bu." Karşılarında okunup duran bir kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır."

17:59 "Bizi, mucizeler göstermekten alıkoyan, daha öncekilerin onları yalanlamış olmasından başka bir şey değildir. Semûd kavmine o dişi deveyi açık bir mucize olarak verdik de onunla kendilerine zulmettiler. Biz, mucizeleri yalnız korkutup sindirmek için göndeririz."

Peki, Kur'an Arapların mucize isteklerini nerede vaat ediyor? Ahirette.

55:48-52 "İkisi de çeşit çeşit ağaçlarla/bitkilerle doludur.Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz?İkisinde de akmakta olan iki pınar vardır. İkisinde de her meyveden iki çift vardır."
55:64 "Cennetler ki yemyeşil..."
61:12 "Günahlarınızı affeder ve sizi, altından nehirler akan bahçelere, sürekli cennetlerdeki temiz, bereketli barınaklara yerleştirir. İşte bu en büyük başarıdır."




Yorum Gönder

 
Top